30 Mart 2011 - 06:05

Yazar Nihal Bengisu Karaca'dan CHP lideri Kılıçdaroğlu'na ince göndermeler.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Karaca, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yazdığı bir mektupta, "Başörtülü kadınlar kimseye vurmadı, kimseyi incitmedi. Topraklara bomba gömmediler. Karanlık yapılarda yer almadılar, sorunlarını ‘konuşmanın’ ‘ikna yollarının’ geçer akçe olduğu mecralarda çözmeye çalıştılar." diyerek ince mesajlar gönderdi.

Nihal Bengisu Karaca, başörtülülerin CHP nezdindeki değerlerinin bir fragmanlık olduğunu söyledi.

İşte, “Kemal Kılıçdaroğlu ve AK Parti birbirleri için yaratılmış” diyen Karaca'nın Kılıçdaroğlu'na yazdığı mektup:

CHP’NİN ‘AİLE SİGORTASI’ KLİBİNDEKİ BÜYÜK HATA

Kemal Kılıçdaroğlu 'meclisin kuralları var, başörtülü vekil olmaz' demiş. 'Devlet demek kural demek'miş bir de.

Aile sigortasını duyurmak için çektiği filmin her karesine 'başörtülü' nine, anne doldurmayı ihmal etmemiş olan CHP ‘nin, aynı kadınların donanımlı ve eğitimli versiyonunu mecliste görmek istememesinin tek bir manası var. CHP şunu demiş oluyor: ‘Açlıktan ölmeyin ama gözümüzden de ırak olun’

‘Yeni’ CHP için fragman değeri var başörtülü ninelerin, bir yere kadar da ‘meşru’lar… Fakir oldukları için onlara şefkat gösterelim, ama aldıkları her mesafede, kamusal alanda var olmaya çalıştıkları her anda da canlarına okuyalım, bir kere en başta meclis genel kurulumuza giremesinler. Öyle mi? CHP için öyle, seksen senedir aynı masal.

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA AÇIK MEKTUP…

Başörtülü kadınlar kimseye vurmadı, kimseyi incitmedi. Topraklara bomba gömmediler. Karanlık yapılarda yer almadılar, sorunlarını ‘konuşmanın’ ‘ikna yollarının’ geçer akçe olduğu mecralarda çözmeye çalıştılar. Kıdemli işkencecilerin aday adaylığı başvurusu yaptığı bu günlerde; an itibariyle kah eli coplu, kah eli taşlı, kah ilkokul mezunu, kah eğitimle kazanılmış cehaletleriyle göz dolduran, kah düpedüz eğitimsiz adamların milleti temsil edebilme hakları mevcut bulunuyor. Ama aynı hak, hukuk dışı hiçbir vaziyetin içinde olmamış, lisanslı hatta doktoralı bir başörtülü kadın için imkansız…

Allah aşkına, siz kime yar olmaya geldiniz Kemal bey? Milletini inancına , kimliğine ve kılığına kıyafetine göre ayrıştırmayan, kimini yasaklı kimini tehlikeli olarak yaftalamayan, sahici bir halkçılığa mı? Yoksa devlet demek kural demektir cümlenizden anlayacağımız şekilde, yasakların alanını genişleten bir devlet mantığına mı? Halkı mı temsil edeceksiniz yoksa vatandaşını kendisine rakip olarak gören ve onu sürekli olarak itip kakmaya azmetmiş bir devlet anlayışını mı?

Bir ileri iki geri, üç orta bir sağ derken, 'sentez' olabilmekten bile uzağa savruldunuz.

Yamalı bohça olmaktan öteye gidemediniz. Hep beraber ‘demokratlaşmak’ yerine, partiyi ‘demokratmış gibi gösterecek’ bazı kişileri bünyeye teyelleme yoluna gittiniz. Partiye inanç dopingi, partiye kürt dopingi…Tarikatlara yeşil ışık, derken darbe yapamadığı için aşağılanan bir orduyla ‘orijinal kimliğe’ dönüş…Şimdi de bu çıktı: Mecliste başörtülü vekil olamaz, buyruğu. Oysa kendi imkanlarınızla ‘içerden’ demokratlaşma imkanınız vardı. Olmadı. Alınan aparatlar, ilk testte açığa düşürür yarışçıyı. Sizde de öyle oldu. Bu toplumu olduğu haliyle algılamayı, sevmeyi ve kucaklamayı başaramadınız.

Uğraşlarınız boşuna, bizim de 'normalleşme' çabalarına, militer laikliği sivil bir laiklik anlayışına evirebilecek olan ‘yeni’CHP'ye açtığımız kredi boşuna imiş.

Güçlü bir iktidarın olduğu yerde güçlü bir muhalefet de gerekir. Bu nedenle ben kişisel olarak CHP'de yaptığınız değişime, yeniliklere şans tanınmasından yana tavır aldım hep. Ama kötü bir muhalifsiniz. Ak Parti'nin başörtülü aday gösterme eğilimi içinde olmadığı böyle bir dönemde, ‘zamanı gelmedi’ dediği bir dönemde; buradan hamle yapıp, öne geçmeyi bile akıl edemediniz. Buradan hamle yapıp muhafazakar insanların dindar kadınların ve ailelerinin kırılmış gönüllerini alma fırsatını kaçırdınız. 'CHP'nin din düşmanı, inançlara saygısı olmayan parti imajını değiştirebilme şansını… Bu halkın kadınlarının %60’ını tehdit sayma israrından vazgeçmeyeceğinizi kanıtladınız.

Yapacağınız şey basitti üstelik. Beklenen hamle, 'başörtülü bir aday göstermek' bile değildi. 'Gölge etmeme' garantisi vermeniz yeterli olurdu. CHP'nin 'Merve Kavakçı'ya yapılanı yapmayız' çizgisinde kalması kifayet ederdi. Zira sizin 'cumhuriyet kadını' tasavvurunuzun tesettürü 'ideal bir durum' olarak kodlamadığını biliyoruz. Elbette bir toplumda birbirinden farklı hatta birbirine karşıt tezler olacak; gerek kadın konusunda gerek başka konularda. Sizin duruşunuzu, dünya görüşünüzü biliyoruz. Eşşek değiliz yani; biliyoruz ideolojik bagaj nedir, insanın yetiştiği fikir iklimi kendisini nerede sınırlar nerede zorlar, nerede asla değişmeyecektir, hangi sınırda kemikleşmiştir. Anlıyoruz insanlık halinden. Ama sizin anlayışınız, insanlığınıza paralel olarak azalmış…Her gün devletle oturmaktan, bir yumurtayı devletle çarpmaktan, saatleri devlete kurmaktan, hep devleti solumaktan kendinizinkinden farklı insanlık durumlarına körleşmişsiniz, gözünüzü ‘kurallar’ bürümüş… Oysa, mecliste başörtülü vekil görmek isteyen kadınlardan biri olarak diyebilirim ki, bizim toplum tasavvurumuzda herkese yer var. Zira insan görüşlerinden fazlasıdır. İnsan, görüşlerinden daha değerlidir. Hiçbir ihtimalde yok sayılamaz, kapı dışarı edilemez ve var olmalarını emniyet altına almayı görev bilmek lüzum eder. Bizim gönlümüzden geçen mecliste, size yer var, Gülsün Bilgehan'a, Bihlun Tamaylıgil'e yer var; sizinkinde yok. Bu fark sadece bana mı garip görünüyor?

Sayenizde artık, Ak Parti’li muhafazakarlar da, sizi bahane göstererek, ‘bakın, gördünüz mü, size daha zamanı gelmedi’ demiştik’ diyebilecekler. Onlara göre, ihale almanın zamanı geldi, onlara göre birkaç mevzii daha kazanmanın zamanı geldi, onlara göre zenginleşmenin zamanı geldi, ama bir tek başörtülü kadınların uğradığı kesif ayrımcılığı çözmenin zamanı gelmedi. Onlar da tıpkı sizin aile sigortası reklam filminizde olduğu gibi, kadınlar çorba yapsın, sofra kursun istiyorlar. Ne kadar muhteşem bir uyum; onlar sizi mazeret göstermeye doyamadı, siz de bu rolü zevkle icra etmeye doyamadınız. Birbiriniz için yaratılmışsınız.

Nasıl ki Erdoğan ve Arınç arasında bir iş bölümü var. Biri ‘ ona öyle demezler peynir ekmek yemezler’ diye kestirip atıyor; diğeri 'kaygılıyım, hoş değil, bir an önce....' düzeltmeleriyle passiflora mooduna geçiyor. Bakıyorum, siz de bu oyunu iyi oynuyorsunuz. Önce Gürsel Tekin, olumlu, normalleşmeye hizmet edecek, sivil bir çıkış yapıyor, ‘Merve Kavakçı’ya yapılanı yapmayız’ gibi. Sonra siz düzeltiyorsunuz. Düzeltip, militer tabanının gönlünü alıyorsunuz. Elinden gelse memlekette iki tane dindar adam bırakmayıp hepsini doğrayacak kesin inançlı köktenci din düşmanlarının çizgisine meylediyorsunuz. Oysa onlar tek bir motivasyondan besleniyor: Memleketin çoğunluğu hangi görüş, inançtan ise onun tersini savunarak kendisini daha yukarda daha üstün daha frapan daha hip daha değerli kılabileceği sanrısından. Başörtülü kadınların denklem dışı bırakıldığı bir ülkede bu patoloji kendisini sürekli olarak besler. Bu patolojiye yaslanan siyasi hareketler de iktidar olsalar bile berhudar olamayacaklar. Sözkonusu ayrımcılık devam ettiği sürece ne toplumsal barış olur, ne milli irade tecelli eder, ne de demokrasi mevzuu bahis olur. Çünkü gerçekte ve hakikatte baraj %10 değil, çok daha fazla! Demokrasi için, esnek bir laiklik anlayışı gereklidir ve başörtülü kadınların mecliste olması, ayrımcılık yapmayan sivil bir laiklik anlayışının da teminatıdır. Anlaşılan bu teminat güçlü partilerin işine gelmemekte. Bakınız: Muhteşem uyum.

İyisi mi ilgiyle izlemeyelim artık sizi. Bırakalım da, tarihsel patolojilerin bekçiliğini yapmayı sürdürün. İlgiyle izleyerek, bir de biz germeyelim, zira içinde bulunduğunuz ahval ve şerait, ‘Allah başka keder vermesin’ dedirtecek kadar hazin.

Ayrıca bakın, orada bir grup var uzakta. 'Başörtülü milletvekili istiyoruz' insiyatifi. Sağlı sollu türlü türlü ‘Brütüs'lüğe maruz kalıyorlar. Dostlarının attığı taşlar durdurmuyor onları. Siz ve sizin gibi üşengeç, zoraki demokratlar yüzünden de duracak değiller.